<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>KİTAP - HATAY'IN GÖZÜ GAZETESİ</title>
<link>https://hatayingozu.com/kitap/</link>
<description></description>
<language>tr</language>
<copyright>https://hatayingozu.com</copyright>
<image>
<title>https://hatayingozu.com</title>
<url>
https://hatayingozu.com/images/genel/WhatsAppZGrselZ2024-12-14ZsaatZ12.50.40_053a874f.jpg
</url>
<link>https://hatayingozu.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Gülme: Bir Tutkuya Dair Notlar</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/gulme-bir-tutkuya-dair-notlar.jpeg" width="250"><br><p>Çoğu gülme kuramı, gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik, grotesk, saçma şeye odaklanır. Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor, onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor. Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü, gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor.</p>

<p>Gülme meselesini, insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir. Eğer insan, gülen hayvansa, bu, yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir. Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre, yavaş yavaş düzelip, sakin, sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur; bu gülümseyiş, bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir.</p>

<p>Elinizdeki çalışma, görgü kuralı kitaplarının, felsefi tezlerle, edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek, gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor. Edepsizlik sayılan abartılı, tutkulu, denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor. Kitabın ana savlarından biri, gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir. Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz; gülümseme, nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür.</p>

<p>Parvulescu’nun bu çalışması, gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor. Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor. Her ne kadar bu çalışma, “gülmenin uygarlaşmasını”, önermelerinden biri olarak kabul etse de, öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor. Bu amaçla, yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi, bilimsel, felsefi, estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor. Sorduğu temel soru şudur: Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür?</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/gulme-bir-tutkuya-dair-notlar/781/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:53 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Nobel edebiyat ödülü bu yıl Kazuo Ishiguro'ya verildi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/nobel-edebiyat-odulu-bu-yil-kazuo-ishiguroya-verildi.jpeg" width="250"><br><p>2017 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan isim belli oldu. Heyecanla beklenen 2017 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan isim Kazuo Ishiguro oldu. </p>


<p>Nobel Edebiyat Ödülü’nü geçen sene Bob Dylan kazanmıştı. İsveç Nobel Akademisi, Amerikan müzik geleneğinde ‘yeni şiirsel ifadeler yarattığı’ için Bob Dylan’ın Nobel Ödülü’ne layık görüldüğünü açıklamıştı.</p>

<p>Hafta başından itibaren Nobel Tıp Ödülü, Nobel Fizik Ödülü, Nobel Kimya Ödülü'nün sahiplerini ve bugün de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazananı açıklandı. 6 Ekim Cuma günü Nobel Barış Ödülü’nü kazanan isim açıklanacak.</p>

<p><strong>Kazuo Ishiguro kimdir? </strong></p>

<p>8 Kasım 1954 doğumlu Japon asıllı İngiliz romancı. Nagazaki kentinde doğan İşiguro 1960 yılında ailesiyle birlikte İngiltere'ye göçtü. University of Kent'i bitirdikten sonra (1978) University of East Anglia'da yaratıcı yazarlık yüksek lisansı yaptı. 1982 yılında İngiliz yurttaşlığına geçti.</p>

<p>2005 yılında yazdığı Beni Asla Bırakma (Never Let Me Go) romanı 2010 yılında yönetmen Mark Romanek tarafından aynı adla sinemaya aktarılmıştır.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/nobel-edebiyat-odulu-bu-yil-kazuo-ishiguro-ya-verildi/780/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:52 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Medya Arkeolojisi Nedir?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/medya-arkeolojisi-nedir.jpeg" width="250"><br><p>Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafından Medya ve İletişim kategorisinde yayımlanan adlı kitap raflardaki yerini aldı. Southampton Üniversitesi Winchester Sanat Okulu’nda profesör olan Jussi Parikka’nın kaleme aldığı kitap, Ebru Kılıç tarafından Türkçeye çevrildi.</p>

<p>Jussi Parikka konuya dair en güncel ve kapsamlı çalışma olan ’de yaşamımızı idame ettirirken kullandığımız ifadelerin ya da medya aracılığıyla yaşanan pratiklerin varoluş koşullarını araştırıyor. Bu temel sorunun peşine düşen Parikka, medya arkeolojisinin gündelik hayata kök salmış olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Parikka medya arkeolojisinin, geçmişteki yeni medyaya ilişkin iç görülerle yeni medya kültürlerini araştırmanın bir yolu olarak ortaya çıktığını gösteriyor. Bunu yaparken Steampunk kültüründen Kendin Yap ruhuna, geleneksel olarak öne çıkan iki teorisyen Michel Foucault ve Friedrich A. Kittler’den ayrıksı Walter Benjamin’e, sosyal medyadan hayali medyaya kadar geniş bir alanı kazıyor.</p>

<p>Parikka medya arkeolojisinin tarihini anlatmanın yanı sıra kendi teorik yaklaşımını da ortaya koyuyor. İletişim medyasının iletişim dışı olanın, yani parazit ve gürültünün bakış açısından nasıl göründüğü sorusunun peşine düşüyor. Ağ toplumu ve dijital kültür arkeolojilerinde dışarıda bırakılanları, anomali olarak değerlendirilenleri konu alan bir medya arkeolojisi kazısı için, iletişimin yumuşak karnına bakmak gerektiğini anlatıyor. Böylece bizi spam’in, gürültü, parazit ve bağlantı kopukluğunun haritasını çıkarma faaliyetine katıyor.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/medya-arkeolojisi-nedir/779/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:52 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Cinsel Sözleşme kitabı raflardaki yerini aldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/cinsel-sozlesme-kitabi-raflardaki-yerini-aldi.jpeg" width="250"><br><p>Toplumsal sözleşme bir özgürlük hikâyesi iken, cinsellik sözleşmesinin bir tabiyet hikâyesi olduğunu vurgulayan Pateman, sözleşme teorisinde evrensel özgürlüğün daima bir hipotez, bir hikâye, siyasi bir kurgu olduğunu hatırlatıyor.</p>

<p>Evlilik, kölelik, iş gibi çeşitli alanlardaki sözleşme türlerini eleştirel bir yaklaşımla inceleyen  eşitlik ilkesine dayalı bir sözleşme arayışındaki feminist yaklaşıma da, toplumsal sözleşmeyi sivil özgürlüğün başlangıcı olarak sunan anaakım siyaset bilimine ve her iki kanattan ideolojilere de kör noktalarını gösteren çığır açmış bir metin.</p>

<p>, siyaset bilimi ve felsefesi, kadın çalışmaları, sosyoloji ve hukuk alanlarından akademisyenlerin ve öğrencilerin temel başvuru kaynaklarından biri.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/cinsel-sozlesme-kitabi-raflardaki-yerini-aldi/778/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:52 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Pekin'de bir Sonbahar...</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/pekinde-bir-sonbahar---.jpeg" width="250"><br><p>“Bu kitap ne sonbahar ne de Çin’le ilgili elbette. Dolayısıyla zaman ve mekân benzerlikleri birer tesadüften ibarettir.”</p>

<p>Absürdün, şenliğin, oyunbazlığınve varoluşçuluğun imkânlarını zorlayarak edebiyat laboratuvarında çılgın deneyler yapan Boris Vian, Pekin’de Sonbahar romanı hakkında okuruna gereken uyarıyı arka kapağa düştüğü bu notla yapar.</p>

<p>Pekin’de Sonbahar, okuru tüm canlılığıyla “yaşayan” Paris’ten uçsuz bucaksız bir yokyere, Egzopotamya çölüne doğru bir yolculuğa sürükleyen ve çölde başlamış anlamsız bir demiryolu inşa projesinin ortasına birçok başkarakterle birlikte bırakıveren kurgusuyla, her seferinde daha da şiddetlenerek yeniden patlayan coşkulu bir kahkaha gibi edebiyat alanında beliriverdiğinde, edebiyat çevreleri ve eleştirmenler bunun sürekli oluşum halinde bir yapıt olduğunun farkına varamamışlardı.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/pekin-de-bir-sonbahar/776/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Serkan Üstüner'in kaleminden Hükmen Mağluplar</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/serkan-ustunerin-kaleminden-hukmen-magluplar.jpeg" width="250"><br>Bu senin hikayen aslında.<br />
Sürekli ertelenen ya da bir şekilde sonu mağlubiyetle biten hayallerin, senin hayata düşen gerçekliğin.<br />
Bu gerçekliği daha tatmadan önceki vakitleri özlediysen, hayallerini mahallede çayırlara ve bulutlara söylediğin anlara gitmek istiyorsan bu kitaptaki tüm kahramanlar sensin.<br />
Şöyle düşün: Hükmen mağlup olsan da galibiyetin kibri seni kuşatmadığı için asıl galip sensin!<br />
Bülent aşkı bulmuş, üniversite sınavını kazanmıştır ama yolu bambaşka yerlere düşecektir… Cemal, Marlon Brando posterinin asılı olduğu köy evinden çıkıp oyunculuk hayallerine kavuşur ama hayat henüz son sözünü söylememiştir? Beklediği transferi yakalayan Maradona Emin, gerçekten de kendine çizdiği bu yolda yürüyebilecek midir? Bir Amerikan şirketinde çalışırken işin iç yüzünü öğrenen Murat nasıl akşam haberlerinin konusu haline gelecektir? Şirret Fatma’nın kızı Türkan’ın Sami ile aşkına kader de olur diyecek midir? Elleri nasırlı, güzel yüzlü tesisatçı Remziye evinin direğini bulur ama…<br />
Hayaller, hayatlar…<br />
Hayat gibi, sağ gösterip sol vuran hikâyeler!]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/serkan-ustuner-in-kaleminden-hukmen-magluplar/775/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Paul Auster’dan bir aile destanı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/paul-austerdan-bir-aile-destani.jpeg" width="250"><br><p>Sadece bir ailenin ve bir kişinin yaşamıyla sınırlı kalmayan roman, Soğuk Savaş, Rosenberg’lerin idamı, Kennedy ve Martin Luther King suikastları, Vietnam Savaşı, My Lai katliamı, 1968 üniversite olayları gibi konuları da ayrıntılarıyla işleyerek 20. yüzyılın ikinci yarısına panoramik bir bakış sunuyor ve bu deneyimleri bitmek istemeyen, akıcı, keyifli cümlelerle aktarıyor.</p>

<p>Auster kitabını yorumlarken, “Kendi yaşamımdan bazı şeyleri aktardım, ama hangi yazar bunu yapmaz ki?” diyor ve, “Ben tanıdığım, bildiğim dünyayı, kendi yaşadığım ve sürprizlerle dolu deneyimleri yansıtmaya çalışıyorum, ömrüm boyunca bu kitabı yazmak için bekledim,” diye tamamlıyor sözünü.</p>

<p> </p>

<p><strong>Paul Auster’ın Can Yayınları’ndaki diğer kitapları:</strong></p>

<p>, 1991</p>

<p>, 1991</p>

<p>, 1992</p>

<p>, 1993</p>

<p>, 1994</p>

<p>, 1994</p>

<p>, 1995</p>

<p>, 1998</p>

<p>, 1999</p>

<p>, 1999</p>

<p>, 2000</p>

<p>, 2002</p>

<p>, 2004</p>

<p>, 2004</p>

<p>, 2004</p>

<p>, 2004</p>

<p>, 2007</p>

<p>, 2007</p>

<p>, 2008</p>

<p>, 2008</p>

<p>, 2009</p>

<p>, 2010</p>

<p>, 2011</p>

<p>, 2012</p>

<p>(J.M. Coetzee ile birlikte)2013</p>

<p>, 2014</p>

<p>(editör), 2015</p>

<p> </p>

<p><strong>PAUL AUSTER</strong>, 1947 yılında ABD’nin New Jersey eyaletinde, Newark’ta doğdu. Daha 12 yaşındayken, önemli bir çevirmen olan eniştesinin kitaplarını okuyarak edebiyata büyük bir ilgi duymaya başladı. Columbia Üniversitesi’nde Fransız, İngiliz ve İtalyan edebiyatı okuduktan sonra dört yıl kadar Fransa’da yaşadı, Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. XX. yüzyıl Fransız şiiri üstüne önemli bir antoloji hazırladı. İlk kez 1987’de adlı yapıtıyla büyük ilgi gördü. Daha sonra  </p>

<p>, ve adlı romanları, adlı anı-romanı,  adlı öykü kitabı birbirini izledi. Auster, eşi yazar Siri Hustvedt ve iki çocuğuyla birlikte New York, Brooklyn’de oturuyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>4 3 2 1</strong></p>

<p>Yazar: Paul Auster</p>

<p>Çeviri: Seçkin Selvi</p>

<p>Tür: Roman</p>

<p>Sayfa sayısı: 1128</p>

<p>Fiyatı: 45 TL</p>

<p>Yayın tarihi: 10 Ekim 2017</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/paul-auster-dan-bir-aile-destani/774/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:49 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kostantiniye 1453 Fetih/Düşüş kitabı çıktı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/kostantiniye-1453-fetihdusus-kitabi-cikti.jpeg" width="250"><br><p>Michael Angold tarafından kaleme alınan “Kostantiniye 1453 Fetih/Düşüş”<strong> </strong>Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.</p>

<p>Konstantinopolis’in veya İslam uygarlığı genelinde kullanılan ismiyle Kostantiniye’nin 1453’te Osmanlı sultanı II. Mehmed tarafından fethedilmesi tarihte önemli bir dönüm noktası, bir kırılma anıdır. Geç ortaçağ dünyasında bir taraf için “fetih”, diğer taraf için ise “düşüş” olarak algılanan bu belirleyici hadise, hem kişisel hem de kolektif süreçlerde radikal değişimlere zemin hazırlar. Genç sultan II. Mehmed, tarihe “Fatih” unvanıyla geçip, iktidarının tüm dengelerini değiştirmesini sağlayacak bir güç elde ederken, bin yıllık Bizans İmparatorluğu, son imparatoru ile beraber yok olmuştur.</p>

<p>Günümüzün en önde gelen Bizans tarihçilerinden Michael Angold, söz konusu radikal değişimlerin aslında fetihten önceye de uzanan izlerini sürerken, Bizans İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla doğan boşluğun çeşitli aktörler tarafından nasıl doldurulduğunu irdeliyor.<br />
Bizans’ın klasik antikçağ koruyuculuğu Batı’ya geçerken, emperyal kaderi Osmanlıların devraldığını anlatan Angold, Bizans’ın siyasal ideolojisini yeniden biçimlendirmenin de Ruslara kaldığını vurguluyor.</p>

<p>Angold, Kostantiniye 1453 Fetih/Düşüş’te, bu olayın tarihsel öneminin, yeni gerçeklere uygun kimliklerin ve ideolojilerin yaratılması gibi karmaşık bir sürecin ana referans noktası olmasından kaynaklandığını, Yunan, Batı, Rus ve Osmanlı metinlerine yansımış algıları da çözümleyerek gösteriyor.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/kostantiniye-1453-fetih-dusus-kitabi-cikti/773/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:49 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türk edebiyatı Frankfurt Kitap Fuarı'nda tanıtılacak</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/turk-edebiyati-frankfurt-kitap-fuarinda-tanitilacak.jpeg" width="250"><br><p>Frankfurt  Kitap Fuarı'nın Türkiye ulusal standı yarın saat 12.00'de Bakanlık Müsteşarı  Arısoy tarafından açılacak. 296 metrekare üzerinde kurulu "Türkiye Ulusal  Standı" ve "Çocuk Yayınları Standı" olarak iki bölümden oluşan stant, edebiyat söyleşileri, sergiler ve Türkiye yayıncıları ile dünya ülkeleri yayıncılarının  telif görüşmelerine de ev sahipliği yapacak</p>

<p>"Yıldız Sarayı Fotoğraf Koleksiyonu Üzerinden Osmanlı-Almanya  İlişkileri" isimli kitabın Frankfurt Kitap Fuarı'nda ilk kez okurlarla buluşacağı  bilgisi verilen açıklamada, ayrıca yazar Sahrap Soysal'ın Gourmet Galler'de  konuklar önünde Türk mutfağından örnekler sunacağı bildirildi.</p>

<p><strong>296 metrekarelik Türkiye standı</strong><br />
Bakanlık, bu yıl 69'uncusu düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı'na sergi,  panel, söyleşilerden oluşan zengin bir kültürel programla katılacak.</p>

<p>Bakanlık koordinatörlüğünde, Uluslararası Kitap Fuarları Türkiye  Ulusal Organizasyon Komitesi iş birliğiyle hazırlanan programa göre, Türkiye'nin  296 metrekarelik standı, "Türkiye Ulusal Standı" ve "Çocuk Yayınları Standı"  olarak iki ayrı bölümden oluşacak.</p>

<p>Türkiye ulusal standında Bakanlık prestij eserleri ve "Kültür ve  Turizm Bakanlığı Türk Kültür, Sanat ve Edebiyat Eserlerinin Dışa Açılımını  Destekleme Projesi" (TEDA) kapsamında yayımlanan eserlerin yanı sıra Türk  yayıncılarının seçkin eserleri de sergilenecek. Türk standı ayrıca Türkiye  yayıncıları ile dünya ülkeleri yayıncılarının telif görüşmelerine de ev sahipliği  yapacak.</p>

<p>Frankfurt Kitap Fuarı'nda yer alan Türkiye standında, Türkiye Yazma  Eserler Kurumu Başkanlığı, Türk Dil Kurumu, Türkiye Diyanet Vakfı ve Yunus Emre  Enstitüsü gibi kamu kurum ve kuruluşların eserleri de okuyucularla buluşacak. Standın çocuk yayınları bölümünde ise Türkiye'deki yayıncılar eserlerini sergileyerek, telif görüşmeleri gerçekleştirecek.</p>

<p><strong>İki ayrı sergi ve edebiyat söyleşileri</strong><br />
Türkiye ulusal standı fuar boyunca, iki ayrı serginin de mekanı  olacak. Fuar alanındaki ulusal stantta Prof. Dr. Melek Özyetgin küratörlüğünde  "Yıldız Sarayı Fotoğraf Albümlerinin İzinden 19. Yüzyıl Osmanlı-Almanya  İlişkileri Fotoğraf Sergisi" ile Prof. Dr. Fikret Sarıcaoğlu küratörlüğündeki  "İbrahim Müteferrika ve Bastığı Eserler" adlı sergiler ziyaretçilerle buluşacak.</p>

<p>Ayrıca Türkiye ulusal standında, Almanya'da yaşayan ve Türkçe eser  veren edebiyatçılardan Yücel Feyzioğlu, Hasan Kayıhan ve Orhan Aras'ın konuşmacı  olarak yer alacağı bir oturum düzenlenerek, "Avrupa'daki Türk Edebiyatı"  tartışılacak. Ulusal standın bir diğer edebiyat etkinliği ise yazar Selahattin  Yusuf'un gerçekleştireceği "Türk Romanı ve Felsefe" başlıklı söyleşi olacak.</p>

<p>  </p>

<p> </p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/turk-edebiyati-frankfurt-kitap-fuari-nda-tanitilacak/772/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:49 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Cehennemi bir tutku olarak kumar</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/cehennemi-bir-tutku-olarak-kumar.jpeg" width="250"><br><p>En tehlikeli duyguların başında gelir kumarbazın tutkusu. Tatlı ve cehennemî bir heyecan, hayatın ölçü ve kural koyan tüm küçük hesaplarını kısa yoldan yıkmak ister. Kumarbaz bir kez talihini denemekle ne çok şey elde edeceğini düşünür. Kaybedeceği aklının ucundan geçmez. Böylelikle hiç bitmeyen bir oyun çemberinin içinde sayılar ve renkler arasında kaybolur.</p>

<p>Hikâye, dünyanın farklı yerlerinden bir araya gelen bir Alman kasabasında geçer. Rulet masasında kazandıkça daha çok kazanmak isteyen yaşlı, huysuz bir kadın… Ona eşlik eden Aleksey İvanoviç… Bir süre sonra genç adamın kumarda para kazanma hayaliyle sevgilisine yardım etme isteği… Hayal kırıklığına uğramış bir general ve diğer karakterler…</p>

<p>Herkes zengin olmak ister. Bir yandan miras ve borç işleri çözümsüz ortada beklerken diğer yandan insan davranışlarındaki zayıflık ve ahlâki çöküşler birbirini takip eder. Ve Dostoyevski'nin tüm yapıtlarında görülen iyilik ve kötülük arasındaki ince çizgiler yavaş yavaş belirir.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/cehennemi-bir-tutku-olarak-kumar/771/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hayvanlara hiç böyle bakmadınız!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/hayvanlara-hic-boyle-bakmadiniz.jpeg" width="250"><br><p>2017 yılının başında hayatını kaybeden yazar, şair, sanat eleştirmeni ve ressam John Berger'ın insan, hayvan ve doğa ilişkilerini irdelediği  kitabı Delidolu Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı. Cevat Çapan tarafından Türkçeleştirilen , Berger’ın insan, hayvan ve doğa ilişkileri üzerine kaleme aldığı farklı makalelerden oluşuyor.</p>

<p>Hayvanat bahçeleri neden var? Modern kapitalist toplumlarda insanlarla hayvanlar arasındaki ilişki nasıl kayboldu? Eski çağlarda hayvanlara baktığımızda ne görüyorduk, şimdi ne görüyoruz?</p>

<p>Bunlar gibi, hem şaşırtıcı hem de eleştirel, sorularla okurlarını düşündürmeyi hedefleyen Berger, kendine has, mesafesiz üslubuyla, göz ardı etmeyi reddedip bizleri alışılmış olanı sorgulamaya, derinlikli düşünmeye davet ediyor.<br />
<br />
Delidolu Yayınları etiketiyle okurlara ulaşan insanların hayvanlara bakışının zaman içerisinde nasıl değiştiğini gözler önüne sererek okurlarını düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/hayvanlara-hic-boyle-bakmadiniz/770/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Franz Kafka'nın ofis yazışmaları yayınlandı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/franz-kafkanin-ofis-yazismalari-yayinlandi.jpeg" width="250"><br><p>"Ofis Yazıları", Kafka’nın üst düzey bir bürokrat olarak yaptığı iş yazışmalarının en ilginçlerini bir araya getiriyor. Bu yazışmalar Kafka’nın, genel kanının aksine, ofiste sıkıcı evrak işleri arasında kaybolmuş, gündelik hayatına yabancılaştığı için hayal dünyasına sığınan önemsiz bir memur olmadığını, hünerli bir avukat, zeki bir dava takipçisi ve döneminin sosyal, ekonomik ve politik meseleleri konusunda yenilikçi düşünceleri olan bir fikir adamı olduğunu gözler önüne seriyor.</p>

<p>Kafka’nın ofis yazılarıyla eserleri arasındaki paralellikleri inceleyen kitap, yazarın birbiriyle bağdaşmadığı varsayılan iki kimliğinin aslında birbirini besleyen, birbirinden ayrı düşünülemeyecek kimlikler olduğunu, geceleri kaleme aldığı romanlarının gündüz yaptığı ofis yazışmalarından esinlendiğini öne sürüyor.</p>

<p><strong>Kafka'nın "Ofis Yazıları" ilk kez Türkçede!</strong><br />
Dünyanın en önemli iki Kafka uzmanı ve Amerika’nın önde gelen insan hakları avukatlarından biri tarafından hazırlanan çalışma, Kafka’nın dünyasını daha iyi anlayabilmemizi sağlayan çok farklı bir bakış açısı sunuyor. Yazışmalar ilk kez Türkçe yayınlandı.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/franz-kafka-nin-ofis-yazismalari-yayinlandi/769/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>2017 NDS Liseliler Edebiyat Ödülü, Ömür İklim Demir’e verildi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/2017-nds-liseliler-edebiyat-odulu-omur-iklim-demire-verildi.jpeg" width="250"><br><p>Notre-Dame de Sion Fransız Lisesi Türkiye'nin yabancı dilde eğitim veren en tanınmış kurumlarından biridir. Lise, 2008 yılında Mezunlar Derneği aracılığıyla NDS Edebiyat Ödülü’nü oluşturmuştur. Ödül sırasıyla bir yıl bir Türk yazarın Türkçe yazılmış eserine, ertesi yıl ise Frankofon bir yazarın Fransızca yazılmış ve Türkçeye çevrilmiş eserine verilmektedir. Jüri, hepsi Notre-Dame de Sion mezunu olan yazar, gazeteci ve akademisyenlerden oluşmaktadır.</p>

<p>Bu deneyiminden yararlanan lise, 2013'te ise, Fransa'daki Liseliler Goncourt Ödülü benzeri bir NDS Liseliler Edebiyat Ödülü düzenlemeye karar vermiştir. <strong>NDS Liseliler Edebiyat Ödülü, Türkiye'de bu tarzda oluşturulmuş ilk ve tek ödüldür. </strong></p>

<p>Notre-Dame de Sion Fransız Lisesi, bu ödül ile edebiyata ve yazarlara olan bağlılığını vurgulamayı, gençlere okuma ve kitap tutkusunu etkin bir şekilde aşılamayı amaçlamaktadır. Ödül alacak eseri belirlemek amacıyla her yıl Eylül ayında lisenin öğrencilerinden oluşan bir jüri kuruluyor. Sene boyunca jüri aday kitapları okuyup değerlendiriyor ve ödül alacak olan kitabı seçiyor.</p>

<p>NDS Liseliler Edebiyat Ödül Töreni, Notre-Dame de Sion Fransız Lisesinin Gösteri Salonu’nda düzenleniyor.</p>

<p><strong>Bu sene, dördüncü NDS Liseliler Edebiyat Ödülü'nü </strong>«Muhtelif Evhamlar Kitabı»<strong>adlı öykü kitabıyla kazandı. </strong><strong>Kitap </strong><strong>Yapı Kredi Yayınları’ndan basılmıştır. </strong></p>

<p>Jüri seçimini şöyle açıklıyor: “.”</p>

<p>«Muhtelif Evhamlar Kitabı»</p>

<p>Ömür İklim Demir'in öykülerinde, günlük yaşamın ve zorunlu ya da gönüllü temasların var oluşu lime lime eden “kurumsallığı” içinde huzursuzca çırpınan, muhtelif kuruntularla yontulan ve kalbini yalnızlıkla terbiye eden insanlar var; şu ya da bu mekânda, bugün ya da dün, öyle ya da böyle, birbirini ıskalayan insanlar: Çekirdek ailelerin yemek masalarındaki çatal-bıçak sessizliğinden aşktan başka her şeye dokunan kadın erkek ilişiklerine, toplumsal-kişisel trajedilerin hayatı “o âna” kilitleyen çaresizliğinden karanlık ofislerin ruhları uyuştura uyuştura eskiten “dokuz-altı” mecburiyetine...</p>

<p><strong></strong><strong> kimdir?</strong></p>

<p>Ömür İklim Demir, 1980'de Adana’da doğdu. Tarsus’ta büyüdü. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Yedi yıl ceza avukatı, üç yıl da reklam yazarı olarak çalıştı. Öğrencilik yıllarında çeşitli fanzinlerde ve teknoloji dergilerinde yazarlık yaptı. İlk öyküsü 2010'da Varlık’ta, ilk kitabı  2015’te YKY’de yayımlandı. Bu kitabıyla, 2016 yılında hem Haldun Taner Öykü Ödülü'ne, hem de Ankara Üniversitesi Öykü Ödülü'ne layık görüldü. 2015'te yazdığı bir öyküsüyle de Giovanni Scognamillo adına verilen GİO Ödülleri'nde "Yılın En İyi Öyküsü" ödülünü aldı. Şimdilik var olmakla meşgul.</p>

<p> </p>

<p><strong>Ödülün tarihçesi:</strong></p>

<p><br />
Birinci NDS Liseliler Edebiyat Ödülü’nü <strong>Amélie Nothomb,« Yağmuru Seven Çocuk »</strong> başlığıyla çevrilip Doğan Kitap tarafından yayınlanan kitabıyla kazandı. Kitap Bahadırhan Bozkurt tarafından Türkçeye çevrilmiştir.</p>

<h3>İkinci NDS Liseliler Edebiyat Ödülü’nü yazar Filiz Özdem « Rüya Bekleyen Adam » adlı romanıyla kazandı. Kitap Yapı Kredi Yayınları’ndan basılmıştır.</h3>

<h3>Üçüncü NDS Liseliler Edebiyat Ödülü'nü kazanan Romain Puértolas'ın adlı romanını Ebru ErbaşTürkçeye çevirmiştir. Kitap Can Yayınlarından basılmıştır.</h3>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/2017-nds-liseliler-edebiyat-odulu-omur-iklim-demir-e-verildi/768/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir rehber kitap: Bizans Tarih Atlası</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/bir-rehber-kitap-bizans-tarih-atlasi.jpeg" width="250"><br>Atlas, 4. yüzyıl ile 15. yüzyıl arasında Roma’dan Bizans’a uzanan zaman dilimini aydınlatan 74 harita, 8 şekil ve 4 tabloyu içeriyor: Fiziki coğrafya, toprağın kullanımı, sınırlar ve komşular, kentler, vilayetler, kilise ve manastırlar, diplomasi dünyası, Müslüman Ortadoğu, mal hareketi, ekonomi, idare, savunma sistemleri, başlıca güzergâhlar, göçler ve istilalar, savaşlar, Haçlı Seferleri, nüfus hareketi, sanayi ve ticaret rotaları, sikke sistemi, darphaneler, hükümdarlar, prensler, patrikler, papalar... Bu çok değerli başvuru kaynağına bir Bizans kronolojisi ile Bizans terimler sözlüğü ve zengin bir kaynakça da eşlik ediyor. Coğrafi ve özel adlar, Roma İmparatorluğunun Batı ve Roma İmparatorluklarına bölündüğü 395 tarihine kadar Latince, sonrası için ise Yunanca çevriyazıyla verilirken, Batı dillerinde ve bilimsel literatürde kullanılan Erasmus sistemine uygun yazılışlar da Türkçe karşılıklarıyla listeleniyor.<br />
 ]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/bir-rehber-kitap-bizans-tarih-atlasi/767/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ödüllü polisiye yazarı Arne Dahl'dan yeni bir macera</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/odullu-polisiye-yazari-arne-dahldan-yeni-bir-macera.jpeg" width="250"><br><p>Her suç mahallinde çıplak gözle görülmesi imkânsız küçük bir dişli çark gizli. Şifreyi sadece Dedektif Sam Berger’in çözeceğini<br />
bilen biri ona mesaj gönderiyor. On beş yaşında başka bir kız daha arkasında hiçbir iz bırakmadan kaybolunca, Sam bir seri katille karşı karşıya olduklarını anlıyor, ama amirlerini buna ikna etmesi neredeyse imkânsız.</p>

<p>Son kurbanı bulmaya çalışırken bir yandan da kendi şeytanlarıyla mücadele etmek zorunda olan Sam, katilin karanlık mesajını bir an evvel çözemezse her şey için çok geç olacak.</p>

<p>Uluslararası çok satan romanların yazarı Arne Dahl’dan yeni bir seri!.. Ve serinin ilk kitabı: Yedi Eksi Bir. Kesinlikle<br />
öngöremeyeceğiniz dönemeçleriyle soluğunuzu kesecek, polisiye tutkunuzu pekiştirecek.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/odullu-polisiye-yazari-arne-dahl-dan-yeni-bir-macera/766/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Akışta: İnternet Çağında Sanat</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/akista-internet-caginda-sanat.jpeg" width="250"><br><p>Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY), Sanat kategorisindeki yeni kitabını  satışa sundu. Karlsruhe’deki Sanat ve Medya Teknolojisi Merkezi’nde Estetik, Sanat Tarihi ve Medya Kuramı Profesörü ve NYU Sanat ve Bilim Fakültesi’nde ordinaryüs Profesör olan Boris Groys’un kaleme aldığı kitabın çevirisini Ebru Kılıç yaptı.</p>

<p>Ünlü sanat kuramcısı Boris Groys,  adlı kitabında “herkesin sanatçı her şeyin sanat” olabileceğini öne süren 20. yüzyıl sanat anlayışının “doğrudan gerçekçilik” dediği tavra yol açtığını söylüyor: Nesneler değil, pratikler üretmek. Bu zamana direnmeye çalışmayan, şimdinin akışına kapılıp gitmeye razı yeni sanat, nesneleri muhafaza ederek zamanı dondurma ilkesine bağlı müze kurumuyla açıkça çelişiyor. Müzelerse yok olmak, hatta azalmak şöyle dursun, daha da güçlü ve yaygın bir şekilde sanat dünyasındaki egemenliğini sürdürüyor.</p>

<p>Groys bu çelişkiyi ve yarattığı gerilimleri, Rus avangardından kavramsal sanata, İlya Kabakov’un enstalasyonlarından Google ve WikiLeaks gibi günümüzün tartışılması gereken taze fenomenlerine kadar birçok konuya uğrayarak ele alıyor.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/akista-internet-caginda-sanat/765/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mecburiyet raflardaki yerini aldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/mecburiyet-raflardaki-yerini-aldi.jpeg" width="250"><br><p>Avrupalı ve “dünya vatandaşı” kimliğine büyük değer veren yazar, yapıtlarında savaşın yıkıma uğrattığı “eski dünya”nın değerlerinin kayboluşunu büyük ölçüde dert edinmişti.</p>

<p>Zweig’ın yazım aşamasında “Firari” olarak tasarladığı, sonrasında ise  adını verdiği ve 1920 yılında basılan bu eserin ana karakteri ressam Ferdinand da savaş sırasında askere alınmamak için İsviçre’ye kaçar. Bir gün askerliğe elverişliliğinin tespiti için konsolosluğa davet edildiğinde, karısının şiddet karşıtı duruşuna ihanet etmemesi yolundaki telkinlerine rağmen kendini gitmek zorunda hisseder. Görev duygusu, savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalmıştır. Ferdinand, her ne kadar “insanlığın ötesinde bir vatanı” olmasa da, “yirmi milyon insanı boğan o zinciri” kıramayacağını düşünür.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/mecburiyet-raflardaki-yerini-aldi/764/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Frankfurt Kitap Fuarı Sona Erdi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/frankfurt-kitap-fuari-sona-erdi.jpeg" width="250"><br><p>Bu yıl 69’uncusu düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı’na, Türkiye’den katılan Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları damgasını vurdu. 2003 yılından bu yana kütüphaneler için “Kaynak” sayılacak nitelikte 65 eser ortaya koyan Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları, aynı zamanda dünyanın en büyük kitap fuarı olarak kabul edilen Frankfurt Kitap Fuarı’nda ülkemizi temsil eden tek belediye oldu.</p>

<p> </p>

<p><strong>“İNGİLTERE VE ABU DABİ KİTAP FUARI’NDAN CİDDİ TEKLİFLER ALDIK”</strong></p>

<p>Türk ve yabancı ziyaretçilerin gösterdiği yoğun ilgiden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Zeytinburnu Belediye Başkan Yardımcısı Erdem Zekeriya İskenderoğlu, “5 gün süren Frankfurt Kitap Fuarı’nda görmüş olduğumuz ilgi ve alakadan dolayı çok memnun kaldık. Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları’na ait eserler, gerek Türk gerekse yabancı ziyaretçiler tarafından oldukça ilgi ve alaka gördü. En çok ilgi gören eserlerimizi sayacak olursak, ‘Eskiz Defterlerimden Osmanlı Mimarisi’, ‘Z Dergisi’ ve ‘Türkiye’de 15 Temmuz’ adlı kitaplarımız ziyaretçilerimizin en fazla dikkatini çeken eserlerdi.” diye konuştu.</p>

<p> </p>

<p><strong>“ZEYTİNBURNU BELEDİYESİ KÜLTÜR YAYINLARI DÜNYAYA AÇILACAK”</strong></p>

<p>Gurbetçilerin ve yabancı misafirlerin ilgi odağı olduklarını belirten İskenderoğlu, “Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları dünyaya açılmaya hızla devam edecek. Burada bulunduğumuz süre içerisinde hem İngiltere Kitap Fuarı hem de Abu Dabi Kitap Fuarı’ndan ciddi teklifler aldık. Dünyada önemli kitap fuarlarına katılma hususunda gelen birçok teklif var hepsini değerlendiriyoruz. Zeytinburnu Belediyesi olarak burada bulunmaktan çok memnunuz. Kültür yayınlarımızı dünya literatürüne, dünya yayıncılığına sunmaktan oldukça mutluyuz. Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları dünyaya açılacak.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Türk ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği Kültür Yayınları'nın fuarda önemli bir konuğu daha vardı. 100’ü aşkın ülkenin yer aldığı Frankfurt Kitap Fuarı’na katılan Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Ömer Arısoy, Zeytinburnu Belediyesi Kültür Yayınları’nın standını ziyaret ederek dünyanın en büyük kitap fuarında ülkemizi temsil etme başarısını gösteren Zeytinburnu Belediyesi'ni tebrik etti.</p>]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/frankfurt-kitap-fuari-sona-erdi/763/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yabancılar için hukuk rehberi olacak</title>
<description><![CDATA[<img src="https://hatayingozu.com/images/haberler/yabancilar-icin-hukuk-rehberi-olacak.jpeg" width="250"><br><p>2016-2017 eğitim öğretim yılında İngiltere’de Oxford Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 3 dönem boyunca misafir öğretim üyeliği yapan Prof. Helvacı “Turkish Contract Law” isimli kitabıyla Türk Sözleşmeler Hukuku’na dair önemli bir eksikliği gidermeyi amaçladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Helvacı, ‘’Eser, geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor. Özellikle Türkiye’ye yatırım yapmak isteyen yabancı şirketler ve onların hukukçuları Türk Sözleşmeler Hukuku’nun temel ilkelerini bu eser sayesinde öğrenebilecekler. Ayrıca, Türk Sözleşmeler Hukukunu öğrenmek isteyen yabancı öğrenciler, örneğin ülkemize Erasmus Programı çerçevesinde gelen yabancı öğrenciler gayet anlaşılır ve sade bir dille kaleme alınmış bu temel eser üzerinden Türk Sözleşmeler Hukukunu öğrenebilecekler. Kendi öğrencilerimiz de bu kitapla birçok İngilizce teknik hukuk terimini ve bu terimlerin sözleşmeler hukuku alanındaki yaygın kullanımlarını öğrenebilecekler’’ dedi.</p>

<p><strong>Kitap 34 Bölümden Oluşuyor</strong></p>
Prof. Dr. İlhan Helvacı, Türk Borçlar Kanunu’nun İsviçre Borçlar Kanunu’ndan alınmış olması nedeniyle kitabın yazımında Türkçe kaynakların yanı sıra Fransızca ve Almanca kaynaklardan da yararlandığını belirtti. Eserin 5 ana başlık altında 34 bölümden oluştuğunun altını çizen Prof. Helvacı sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’ Kitabın, özellikle yabancılık unsuru taşıyan sözleşmesel uyuşmazlıkları konu edinen davalarda ve tahkim yargılamalarında karşı karşıya kalınan hukuki sorunlara ışık tutabileceğini düşünüyorum. ’’]]></description>
<link>https://hatayingozu.com/yabancilar-icin-hukuk-rehberi-olacak/762/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 14:49:45 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>